Şiirin garezi yalnıza…

0
yayınlandı Şubat 11, 2014 by Mert Kutlu in Deneme
kitap_ozetleri1-818x450

Ağırlaştırılmış roman cezasına çarptırıldı sonra. Ağzında sigarası, elinin altında bilgisayarı olan yalnızların aşkları, yüreğine kuş bakışı aşklar çizen yalnızların şiirleri ve kibrit kutusu kadar kokun. Katı bir okuma diyetindeydi. Olay örgüsü sorgulanmayacak, verilen yer ve zamanla yetinilecek ve hiçbir ‘sen’ kelimesi seni ifade etmeyecekti. Öldürmüyorlar, aşk içinde boğuyorlardı. 

İlerledi zaman. Yağmur duaları karışıyordu aklına, dudağına. Nice sonra yağdı yağmur. Aşkköküne kadar ıslattı bedenini. Katıldı yaşlarına. En büyük hatası da bu oldu. Önce okumalar yerini yazmalara bıraktı. Paragraflarla dolu duvarlar yürüdükçe üzerine kapatıyordu gözlerini. Göz kapağı garantili karanlık içinde kayboluyordu. Ansızın iki el çıkıyordu o denizden. Boğuluyordu sonra, ölmelere özenip.

Fiziksel olan ne varsa ilgisizliğe mahkûmdu. Bacakları kilitleniyordu ara sıra. Zincirleme sigara eşliğinde yürüyüşler başladı. Kaderi belli ediyordu kendini; ciğeri beş para etmez yalnızlık… Artık satın alınacaktı, Yeşilli’nin okaliptüs yaprakları. Nefesi kısa mesafelere zorluyordu yüreğini, şiire geliyordu. Şairler yokuşa sürüyordu aşka kanışı. ‘Yoksan, akmıyor zaman’dı çünkü. Nefesi kesiliyor, boğuluyordu.

Şiirin garezi yalnızaydı, demli bir isyanın çarşı izninde. Savaşın eşkenar cephelerine sürüldüğünde yaşamak ve daha çok öldürmek için ayakta kalmak marifet gibi anlatılmıştı. Şair daha çok öldürmek istemediğini biliyordu. Bıraktı. Sünger getirdi yüzü belirsiz kara, yeşil, mavi gözler. Sarı, ıslak bir sünger ancak bu kadar güzel olabilirdi. Sarı en sevdiğimdir… Son yağmuru bu sarı buluttan damlayan su oldu. Şalteri indirdi gardiyan. O, yanan en güzel mumdu…


Yazar Hakkında

Mert Kutlu


0 Yorum



İlk yorum yapan sen ol!


Cevap Yaz

(gerekli)