Tuvaldeki Yüz

0
yayınlandı Aralık 2, 2013 by Yusuf Tosun in Öykü

Kısa metrajlı bir filmdir yaşanmış hayat…

Acılarıyla, sevinçleriyle tatlı bir tebessüm… Yaşanacaklar ise meçhuldür insana.

“Dünya bir değirmendir” denince; çoğu kez hayatın ve yaşamın beyhudeliği göz önünde canlanıverir. Hayaller, gerçekler, sevinçler, kederler, yarım kalan sevgiler, sevgililer ve düş kırıklıkları…

Sürekli kendi benliğinle savaş; dişe diş, göze göz kıyasıya bir mücadele. Zaferler, yenilgiler ve beraberlikler…

Hayaller, gerçekler ve idealler üçlü bir ailedir zaman tünelinde.

Hayat bütünlüğü içinde bazı şeyler yaşanınca anlaşılır. Övgüler yağdırılır bazen deliliğe Erasmus’ta olduğu gibi. Gerçek bilgelik, delilik sanılır; bilgelik de gerçek delilik. Bazen de Deng’in diliyle altın kural olur, doğruların pratiklerle sınanması.

Ve bekleyedurur insan, Tanrı ile karşılaşacağı gün alacağı notu.

Yaşam maratonunun bu portresi, tuvale düşen damlanın bir yüze doğru kaymasıyla anlam bulur aslında. Böylece anlamlanmaya başlar beyaz tuvalde bir siluet.

Tuvale düşen damlanın, usta bir ressam tarafından gülümseyen yüzü, acı çektiren yüze dönüştüren dehası…

Ya da elinden kayıp giden fırçanın, yüzü karamsarlaştıran duygusu…

Kendinden bezmiş bir hayatın içinde yaşayan tuvalisin, karanlık mesafeyi kendince aydınlatan tuvaldeki yüz…

Yarım kalmış yüzün, anlamsız çizgilerle acı çekmiş bir yüze doğru kayıp gitmesi…

Acıları tebessümleştirmesi… Tebessümü çerağlaştırması:

“…Resim onun için aşktı, sevgiliydi, sevginin yerini tutmuştu. Ama bir de insana yönelik o büyük acı vardı yüreğinde taşıdığı. Bir gün onu, peşinden sürükleyip götürecek kadar kuşatıcı acıma dalgaları… Çizgiler elinden kayıp gidiyor, tuvalde bir yüz… Gülmeyi unutmuş bir yüz, acı çekmiş bir yüze dönüşerek, acı dalgalarıyla canlanıyordu…”

 

 

Işıldayan fırça izleri, acı inlemeler arasında bir yüze doğru kayıyor. Çizgiler öz benliğinden gelen damlalarla kuşatıyor yüzü. Mahmur bir yüz…. Fersiz bir suret… Acı bir ten… Hayatın keşmekeşliğine böyle bir doğumla selama duruyor.

İşte beyaz tuvaldeki garip duygular…

Yaşamın kaynağı, tek tesellisi duygular…

Tolstoy’un insanı yaşatan sevgi dolu duygu pınarı…

Cemil Meriç’in, esrarengiz duygu yüklü aşk mektupları…

Franz Kafka’nın böceği…

lan Dallas’ın, Dükay’ını eğiten zaviyedeki kutsal raksla

Vascuncelus’un Zeze’sinin öykü olan acıları…

Hepsi, ama hepsi beyaz bir tuvalde kayıp giden fırçanın duygularıyla neşv-ü nema oldu ilkin.

O halde unutulmaması gereken; duyguyla bedenin aderansından beliriveren hayattır.

Tıpkı beyaz tuvale düşen damla ile kayıp giden fırçanın ahenginden fışkıran nefha gibi..

Ya da şehir ışıklarının, tuvaldeki yüzle izdivacı gibi.

İnsana meçhul bu umut yolculuğunda, tuvaldeki yüzle izdivaçtır tesellimiz.

Ne mutlu beyaz tuvaldeki damlasını “Ahsen-i takvim” yüzüne dönüştürene!..

 

 


Yazar Hakkında

Yusuf Tosun


0 Yorum



İlk yorum yapan sen ol!


Cevap Yaz

(gerekli)