Salah Birsel’in Günlüğü

0
yayınlandı Aralık 2, 2013 by Onur Bulbul in Deneme

 

Bu yazım kitap tanıtımından ziyade bir kitap hakkında efkâr-ı umumiye ve tavsiye-i edebiyyedir zira maksadım reklam değil bir güzelliği mukaseme etmektir. Benimle müşterek zevke sahip kârilerle (okurlarla) güzel bulduğumu mukaseme etmek edebî vazifem olmakla beraber büyük bir zevktir de.

 

Günlük, benim tercihimle rûznâme, her daim yazmak istediğim, yazanlara da gıpta ile baktığım bir tür. Öyle fikirler, öyle cümleler geliyor ki insanın aklına ruzname dışında herhangi bir türle ifadesi kabil olmuyor. Ben zannediyorum ki bu fikirlerden birer deneme veya makale çıkarabilirim. Lakin bugüne kadar hiç çıkaramadım. Deneme veya makale çıkarabilirim diye düşünmek birkaç mısradan roman yazmaya çalışmak kadar abesle iştigaldir aslında. Bu yüzden ruzname okudukça piştiğimi ve hazırlandığımı hissediyorum.

Salah Birsel’in bu güzel ruznamesinin ismi kitabın içinden seçilmiş. Lakin kitap, Salah Birsel’in olmasaydı Nezleli Karga serlevhalı bir kitapla alakadar olmayacağımı itiraf ediyorum. Malumunuz zamanımızın âdeti, eserlere acayip isimler koyarak farklı olunduğunu ispat eylemek.

Ben uzunca bir müddet ruznamenin “bugün şuraya gittim, şununla konuştum, bana böyle dedi”den ibaret olduğunu zannettim. Hakikati yani ruznamenin, insanın günlük efkârını tahrir etmesi demek olduğunu mektepten öğrenmedim. Birkaç ruzname aldım okudum da öyle anladım. Ve gördüm ki insanın hayatında ve efkârında ne varsa ruznamesinde de o var. Binaenaleyh Salah Birsel’in Nezleli Karga’sını okumak demek bir edebiyatçının, bir şairin hayatını bir bakıma seyretmek, onunla yarenlik etmektir. Bir edebiyatçı ile düşüp kalmak şüphesiz insana çok şey kazandırır. Hele ki bu insan edip olmak istiyor ve bu yolda yürüyorsa…

Salah Birsel’i hiç okumamışları çok şaşırtan, okumuşları ise sükut-ı hayale uğratmayacak Salah Beyin o tatlı lisanı bu kitaba da hakim. Salah Bey Tarihinden aşina olduğumuz o garip tabirler ise bu sefer karşımıza daha sık çıkıyor. Bazen o kadar sıklaşıyor ki okuma hızınızı düşürüyor. İşte bir misal: “… Kimileriyse, çıkış noktalarında volkanlı zekalar taşırlarsa da, zamanla vızvız türünden ozanlara kapılarak şiirlerini sulandırır ve de kağıt fener ozanlar katına yerleşirler.”

 

Taaccüp ettiğim bir hususu atlamadan geçemeyeceğim. İhtiyarlığın verdiği huysuzluk mudur nedir, ben daha evvel Salah Birsel’in kaleminin bu kadar keskin olduğunu görmemiştim. Meğer içinde ne hicivler biriktirmiş. Tabii kitap hicivden ibaret zannedilmesin. Bir insanın hele hele bir edebiyatçının hayatı hicivden müteşekkil olur mu? Her şey var bu kitapta. Bakınız, benim dikkatimi celbedenler:

 

16 Haziran 1990 günü, dil hakkında yazmış. Benim gibi dile meftun birinin burayı bir solukta okuyacağına eminim. Hele ki işin içinde Nurullah Ataç var ise. 16 Haziran’da yazdıklarından tam zevk almak istiyorsanız Nurullah Ataç’ı tanımanızı tavsiye ederim. Ataç’a aşina birini tebessüm ettirecek bir yazı bu.

 

“Ruzname okumam ben! Ne faydası var ki ruzname okumanının?” diyenlere de 3 Nisan’da cevap vermiş Salah Birsel. Cevabında biraz hiciv de var: “Ama kimileri, dili dönmediği için (belki usları da dönmüyordur) onun selamına uzaktan bile taktaka etmez.”

Beni sarsan, içime tesir eden cümleyi ise sona sakladım. Kitabın başlarında vuruverdi beni: “Eski bir dostla lafın kurdelasını uzun tutmak, insanı saatte yedi kez kral yapıyor.”

 

Hülâsası efendim, karşımızda ruzname nevinin güzel bir timsali duruyor. Kıraat edip zevk almanız nacizane tavsiyemdir. “Ben Salah Birsel’i çok sevdim. Başka kitaplarını da okumak istiyorum derseniz de cevabım Salah Bey Tarihi olacaktır.

 

 


Yazar Hakkında

Onur Bulbul


0 Yorum



İlk yorum yapan sen ol!


Cevap Yaz

(gerekli)