Piyon, Vezir ve Şah

0
yayınlandı Aralık 2, 2013 by Ilkay Gulsum Akarsu in Öykü

Sen dedi adam mantık olan sensin. Baksana şu asil şaha onun mantık olduğuna inanabilir misin? O erkek işte. Zavallı bir köşesinde duruyor nefes almadan. Kellesini saklamış piyonların ardına. Katlarca milyonlarca acının altında bekliyor vurulacağı günü. Yanındaki vezire bak bir de. Vezir gibi durduğuna bakma. İngilizce vezir Queen. Yöneten odur işte. Seni ve beni bu oyunu yöneten odur. Bir oyunda her yöne gidebilecek her hareketi yapabilecek tek kişi varsa o da vezirdir. Aşık bir kadın korku barındırır içinde. Ne sınırı vardır ne de durulması. Bir kere kırdın mı onu ya da bir kere incittin mi o güzel yüreğini kadının sınırsızlığı ile karşılaşırsın. Kralın tek hamle hareket ederken veziri evreni gezer. Neden? Çünkü kadın sınırsız olandır. İçinde sonsuzluğu barındırır kaderinde ise ölümü. Döngü kadındır. Adamsa yanında piyon.

Kadın dinledi sadece sonra kendi sessizliğini bozdu.

Hayır dedi kabul edemem bunu. Bak bu fil görüyor musun? Asla düz gidemez doğru değildir yolu. İşte bu sizlersiniz. Erkekler… Her zaman çapraz gider; çünkü hamuru ihanete yatkındır. Kadınsa bu kale işte yolu daima düz. Hep bir yerlere varma gayesinde. Daima ilerliyor nereye ilerlese boş. Sadece önünü görüyor. Onun için üzülebilirim belki ama yana yatmış bir eğretiliktense düz giden bir gemiyi tercih ederim. Bu yüzden aramıyor musunuz zaten sığınacak liman.

Sığınacağım liman olur musun? dedi adam…

Kadın sustu. Şaşırmak insanın doğası… Onun kanında olan bir gerçek. Adam onu her seferinde her anında şaşırtıyordu. Yine de dedi içinden kadın en iyisi de olsan sana güvenemiyorum. Bir gülüşün ardına sonsuzluğu sığdıran varlık bir sözün ardına nice manalar nice yalanlar ve dahası nice ihanetler sığdıramaz mı niceleri gibi?

Ben dedi adam. Kokunu en öteden tanırım. Omzundan dökülen saçların ve kokun… Milyonlarca kokunun içinde neden seninkisi özel? Neden anneler evlatlarını kokularından tanır? Senin kokun yediğim portakallar gibi; annemin ısıttığı çorba, babamın akşam eve getirdiği sıcak ekmek gibi. Arkadaşlarımla oynadığım oyunlar saçının tutamlarında.Sana yemin ederim saçını her arkaya atışında birisi gelip beni sobeliyor. Senin gözlerinde benim çocukluğum gizli. Ben sana baktıkça kendimi görüyorum.

Kadın dinledi.

 

Adam karşısında oturan kadına baktı. Kadın susuyordu. Adam gözlerini kadının gözlerine kitledi ve ekledi. Ben dedi. Ben en çok sessiz kadından korkarım. Kadın susuyorsa işte o zaman temkinli davranacaksın. Kadın dinledi. Hamleler hamleleri takip ediyor kadınsa hiç tepki vermeden sadece bir sonraki hamleyi düşünüyordu. Bir kadın dedi adam eğer susuyorsa ardından büyük bir kıyamet kopacak demektir. Kadının ihaneti adama benzemez. Kadın ihanet ederse tercih ettiği yer sırtın olmaz. Kadın tam kalbine saplar bıçağı. Gözünün içine baka baka o bıçak kalbine saplanır da nasıl olduğunu anlamazsın. Kadın kafasını kaldırdı adamın gözlerinin içine baktı. Şah dedi adama. Şah ve… Kaçacağın başka yer yok. Kaçamazsın. Adam sustu. Kadının gözlerinin içi parlıyordu.

Kadın adamın şahını devirdi. Adam kadının gözlerindeki muzurluğa, başarma isteğine; o isteğin içinde gizli olan masumiyete bir kez daha hayran oldu. Kadın bir beyaz piyonu aldı eline.

Aşk dedi. Aşk… 8’e vardığında seni vezir eden aşk…

Portakal kabuğunun beyazı gibi aşk…

Turuncusuna kanıp yanına gidiyorsun.

Sen kabuğu kenara itip içine bakıyorsun.

Kabuğuna değince metal;

Portakal intihar eder.

Ten tene değince;

Aşk…

Kadın susar; adam gider.

Alice: Dünyanın her yerinde oynanan büyük satranç oyunu…Ah ne kadar eğlenceli! Onlardan biri olmayı ne kadar isterdim! Oyuna bir katılabilsem piyon olmayı umursamazdım, ama tabii ki en çok vezir olmayı isterdim.

Kızıl Kraliçe: Bu kolayca halledilebilir. Beyaz Vezir’in piyonu olabilirsin istersen; ve ikinci kareden başlayabilirsin. Sekizinci kareye geldiğinde Vezir olursun…

Aynanın İçinden

Lewis Caroll

 

Sonra kadın satranç tahtasını getirip onunla oynamaya başladı; ama Şerkan onun hamleleri yerine güzel ağzına bakıyordu. Fil’in yerine At’ı koydu, At’ın yerine de Fil’i.

Kadın gülüp adama dedi ki; ‘’Eğer bu şekilde oynamaya devam edersen oyunu hiç kazanamazsın.’’

‘’Bu daha ilk oyunumuz’’, dedi adam. ‘’Yalnızca bu yenilgiye göre karar verme.

-Binbir Gece/Sir Richard Burton Tercümesi

 

Beyaz piyon ileriye. Bir adım ve bir adım daha.

Adam baktı usulca. Neden dedi sonra. Kadının gözleri hamlelerde. Adamın gözüyse kadında… Hep böyle değil midir zaten? Kadın konuşmuyordu. Sessizlik… Kadın on adım ilerisini planlar adamsa sadece kadını. Doğanın kanunu. Kadın yine de dayanamadı aklını oyuna kalbini adama dikti. Gözlerinde atan kocaman kalbiydi. Güm güm güm. Kadın göz ucuyla baktı adama. Gülüyordu. Gülmek iyi… İnsan işi. İnsana yakışan en güzel şey de insani duygular değil mi? Adam gülümsedi. Yanağı hafif kenara kaydı önce sonra dişleri hafif göründü. Sonra sadece bir anlığına saçı alnına düştü. Kadın saniyeye sığan bu hareketleri içinde özümsedi o özümsemenin içerisine sonsuzluğun şeklini çizdi. Önce sağa ve sonra sola… Kalıbı olmayan bir sonsuzluk nasıl da böyle küçük anlara sığıyordu. Adam kadının gürültüsünü sesiyle böldü.

Hep dedi önce piyonlar sürülür öne değil mi? Kadın düşündü soruyu. Diğerlerinin hareket etmesi için elzem olan önceliğin piyonlara verilmesiydi. Evet dedi kadın. Kutsal döngü. Geride kalanların ilerlemesi için ileride olanların ölmesi gerekir. Peki dedi adam neden piyon? Piyonu piyona kırdır savaşın tadını alamayan zavallı piyonlar. Aşkta piyon gibi değil mi?

Siyah piyon beyaz piyonu devirdi.

Aşkta piyonlar gibi değil mi? Seni bana beni sana düşüren piyonlar. Onlardan korkamazsın. Aşık adam korkmaz çünkü; gerisinde mantığı da bırakır hükümdarı da en önde yürür aşk. Karşısındakini kıra kıra, yolu açmak için yürür.

Peki dedi kadın? Mantık hangisi.

 

 


Yazar Hakkında

Ilkay Gulsum Akarsu


0 Yorum



İlk yorum yapan sen ol!


Cevap Yaz

(gerekli)