Hasretin Zirvesinde

0
yayınlandı Aralık 2, 2013 by kelam in Öykü

Toprağın sertliği alabildiğine uzanmıştı görebildiği bütün tepelerde. Yorulmuştu ama severek başlamıştı bu yolculuğa. Şimdi geri dönesi yoktu bu sevgisinin hatrına. Yalnız tırmanıyordu dağları. Sanki misafir gibiydi koca dağların arasında; okyanusta damlanın misafirliği gibi. Tırmandıkça zirveye doğru dağların etrafını çeviren sis tabakası daha fazla belirginleşiyordu. Artan soğukta giderek üşümeye başlıyordu…

Takati kalmamıştı doğrusu. Üstelik bir de yalnız çıkmak o zirveye hepten zordu. Olsun, bir defa dikmişti gözünü zirveye. Kararlıydı, tırmanacaktı. En tepeye varacaktı… Sis iyice ağırlığını hissettirmeye başlamıştı. Korku yoktu gözlerinde. Ölse bile bu sevdiği zirvenin uğruna olacaktı. Ne çıkardı ölse? Ardından yakılacak ağıtların şimdiden kahramanıydı…

Yürüyordu ama nefes nefese kalmıştı. Sanki sevdiği zirvenin sisi vardı boğazında, her nefesini engellemeye çalışan yumruk gibi. İki adım çıkıp bir adım düşüyordu. Arada yuvarlanıyordu Her seferinde ölümün yamacına ramak kalarak duruyordu. Zar zor yükseliyordu artık zirveye doğru. Orada ne olduğunu bilmeden bir çocuk inadıyla ısrar ediyordu, vazgeçmiyordu. Anlamının farkına varıyordu zirveye duyduğu aşkın. Zirvenin ardında ne olduğunu bilmeden sevebilmektir aşk; mutluluk kesin değildir zira. En tepede ne vardır bilinmez. Bu bilinmezliğe rağmen oraya niyet etmektir aşk. Her an ölümün kıyısında olduğunu bilmene rağmen vazgeçmemektir aşk. Sevgilinin ‘‘Hayır!’’ sislerini boğazında düğüm yapmaktır aşk. Düşünüyordu ama ne çare…

 

Her aşığın maşukuna ulaşmasında kendisine engel olan dağları vardır; inat gibi, hayır gibi. Ve kimileri o dağları delerek geçmeye çalışır. Kimileri ise kıyamaz o dağlara, onun zirvesine çıkarak en tepeden aşmaya çalışır dağını, ardında gizli maşuku uğruna…

Bir ağıt daha yakılmıştı semasında nemrut inatlı hasretin. Anlatılıyordu hasret diyarında: ‘‘Bir âşık varmış, zirveye niyet ederek tırmanmaya çalışmış. Sisten önünü göremediği bir anda kaymış ayağı. Yuvarlanmış dakikalarca ama tutunamamış hiçbir yere. Tam yamaçtan uçuruma yuvarlanırken eline küçük bir taş parçası denk gelmiş. Sıkmış onu avucunda elini kanatana kadar. Niyet ettiği zirvenin sahibi olan dağdan bir umut kırıntısıymış o taş parçası. Yuvarlanmış sonra uçurumdan. Semadan görülmüş avucundaki taşı sıkarken ve bir ses duyulmuş ağıt adıyla dillerde yâd edilen…’’

 


Yazar Hakkında

kelam


0 Yorum



İlk yorum yapan sen ol!


Cevap Yaz

(gerekli)