Gazeteler ve Roman Tefrikası

0
yayınlandı Aralık 2, 2013 by Onur Bulbul in Deneme

 

Mevkut neşriyatı yani süreli yayınları takip etmeyi siz de sever misiniz?  Günlük, haftalık, aylık; pek fark etmez benim için ama üç aylık olduğunda işin gerçeği kitap alıyormuş gibi hissediyorum. Bir gazeteden veya mecmuadan beklediğim hissi vermiyor üç aylık neşriyat.

 

Mevkut neşriyatı takip etmek, almak, okumak ne kadar zevkli ise bir gazete yahut mecmuada yazmak onun iki misli kadar zevk veriyor insana. Aylık çıkan Kelam mecmuasından evvel internet sayfamda yazıyorken şimdiki kadar itinalı davranmıyordum. Yaptığım iş daha bir ciddiyet kazandı mecmuada neşrolununca. Ben de daha ciddileştim, daha itina gösterir oldum. Bir de haftalık yazılar yazmayı çok istiyorum. Güzel ve ciddi bir millî gazetenin köşesi bana ayrılsa dünyalar benim olur. Neler neler yazmam ki? Okuduğum şiirler, romanlar; yeni çıkan kitaplar, albümler; sanat ve tabii edebiyat üzerine yazılar…

 

Bir gün gelir de bunlar olur mu bilmiyorum ama haftalık takip edebileceğim, acaba bu hafta ne yazmış diyebileceğim bir yazar bulamayacağım gibi geliyor bana. Her şeyden evvel gazetelerimizin vaziyeti içler acısı. Siyasi fikirlerini zerre kadar düşünmeden söylüyorum bunu. Çünkü kast ettiğim o değil. Hangi fikri müdafaaya gayret ederlerse etsinler, kendilerinden beklediğim ciddiyeti hiçbirinde bulamıyorum. Lisanları her geçen gün basitleşiyor, paragrafları dil hatalarıyla dolup taşıyor. Milyonlarca liranın döndüğü bu işteki özensizlik aslında bize neşriyatımızın halini anlamamız için vesiledir. Büyük neşirhâneler daha doğru düzgün kitap tab edemiyor.

 

Gazetelerin sadece haricî hususiyetlerden müşteki değilim. Beni asıl yakan ‘kültür sanat’ ismini verdikleri sayfaların büyük gazetelerde umumiyetle bir sayfaya sıkışması ve onu da yabancı sanat haberlerinin doldurmasıdır. Nâşirler şöyle bir baksalar artık gazete okuyan, günümüz meselelerini takip eden insanların kitap da okuduklarını, sanat ve edebiyatla alakadar olduklarını göreceklerdir. Elli, altmış sene evvelinin gazetelerinde boy gösteren roman tefrikalarına getireceğim sözü. Ne oldu da vazgeçti gazeteler bundan? Bu suali soran kültür sanat muharriri de göremiyorum. Belki herkesten çok onlara iş düşüyor. Gazetelerini bu mevzuda sıkıştırmaları ve roman okumayı daha da keyifli hale getiren bu faaliyete teşvik etmeleri lazım geliyor.

 

 

 

Roman tefrikasının okunmayacağına ise asla inanmıyorum.. Bir ara Okan Bayülgen radyoda Franz Kafka’nın Dömüşüm’ünü okumuştu da ne kadar alaka toplamıştı. Aynı muvaffakiyete doğru bir roman terciyhile gazetelerimiz de nail olabilir. Yavaş yavaş da olsa cemiyetimizde kitaba temayül görülüyor. Bu seneki İstanbul Kitap Fuarı gösterdi ki gençler ve çocuklar onlardan evvelki nesle göre daha çok okuyorlar. Hem sadece roman da değil, hikaye ve tabii en mühimi şiir okuyorlar. Üçüncü şahıstan bahseder gibi yazıyorum ama aslında okuyoruz demem daha doğru.

 

Okuyoruz; şiir, roman, deneme, hikaye hepsini okuyoruz. Tabii şiir mevzuu zamanımızda biraz farklı bir vaziyet aldı. Günümüzün şiir tercihi pek zevk sahibi insanların yapacağı tercihimiz gibi gelmiyor bana. Ya edebiyat sevdiklerini zanneden ama daha kendi edebiyatlarını bile bilmeyen câhil bir güruhun ya da zorluktan kaçan şairler ile onların ahbapları nâşirlerin tercihi bunlar. Öyle bile olsa gazeteler bu seyri değiştirebilir. Roman tefrikasının yanında haftalık bir edebiyat köşesi, o köşenin içinde bir de şiir köşesi istemek çok olmasa gerek. Gazete sadece muhabere vasıtası değildir ki!

 

Gazeteciler, eğer işlerine hâlâ biraz ehemmiyet veriyorlarsa yaptıkları işin habercilikten fazlası olduğunun şuuruyla edebiyat için bir ses olmaya başlasınlar. Çok muvaffak ve bir o kadar lâtif gazetecilik tarihinin olduğu bu memlekette mesleklerine iade-i itibar eylesinler !

 


Yazar Hakkında

Onur Bulbul


0 Yorum



İlk yorum yapan sen ol!


Cevap Yaz

(gerekli)